24 Aralık 2011 Cumartesi

Farklılık İstiyorum Hayatımda


heyecan
hüzün
sevmek
ağlamak
koşmak
merak etmek
delirmek
kavga etmek
ne kadar monotonuz
ne kadar korkuyoruz
ne kadar çekiniyoruz bir şey yapmaktan,
el ne der o ne der ben nederim derdindeyiz..

28 Eylül 2011 Çarşamba

Dinamiti bulan adamı...


''Dinamiti bulan adamı -beni- barış dostu olarak görenler benimle alay edeceklerdir.. varsın öyle olsun.. madem insan aklını dinlemiyor öyleyse o kadar korkunç bir öldürme aracı bulunmalı ki, insanlık korku ve korunma içgüdüsü ile barışı seçsin''

Alfred Nobel

18 Eylül 2011 Pazar

Kitap maceram



İlk kitaplarım Hansal ile Gretel ve Kurşun Askerdi.Nedense o zaman dan bu zamana kadar hep kitaplara ilgi duymuşluğum var. Beşinci sınıfta öğretmenimin ödev olarak verdiği dedem korkut hikayelerine de ayrı ilgi ile okumuştum..

Orta okul yıllarım da ise okulun kütüphanesinden Jules Verne Isaac Asimov'un kitapları ile bilim kurgu ve fanteziye adım attım. Denizlere altında 20 bin fersah, mercan adası, hazine adası, balonla 5 hafta.. Hatta vakıf serisi ile de o zaman tanıştım. Şimdi anlıyorum da o zaman okuduğum vakıf kitabı beşinci veya altıncı kitaptı. Hiç bir şey anlamamıştım.. : )

Bir arkadaşım "Türk korsanları" isimli bir kitap tavsiye etti.. İlk okuduğum tarihi-kahramanlık kitabı olmuştur.. Hatta bulursam alıp bir daha okumak isterim..Bu tarihi roman sevdam Yavuz Bahadıroğlunun diğer kitapları ile baya bir sürdü..

Lise 1 zamanları ise Harry Potter meşhur olduğu ve Yüzüklerin efendisinin filminin yayınlandığı zamanlar bu iki seri ile tanıştım.. HP gidip ilk kitaptan okumaya başladım.. Yüzüklerin Efendisi ise ne yazık ki ilk kitabı sinemada seyredip arkadaşlarımın ikinci kitabı doğum günümde hediye etmesi ve onun ardından üçüncü kitabı okumam oluyor.. Ne kadar Yüzüklerin efendisi hayranı olsam da bu seri elimde mevcut değil ve bu durum hoşuma gitmiyor. En yakın zaman da hem orijinal hem de çeviri olarak seriyi almayı düşünüyorum...

Sonra ki yıllarda ise hem kitapçı da çalışmam hem de ilgim den dolayı onlarca kitap okudum ve okumaya da devem edeceğim..

Farklı dünyalara dalmak, onları yaşamak tarif edilemez bir duygu..

18 Şubat 2008 Pazartesi

Kar




Posted by Picasa

Kar ve Çamlıca





Posted by Picasa

17 Şubat 2008 Pazar

Gemi



18 Nisan 2007 Çarşamba

Larry Ellison nun Konuşması

Amerikan üniversitelerinin çok sevdiğim bir adeti var. Her yıl, her üniversite kendi alanında çok sivrilmiş ama mutlaka akademik hayattan gelmesi de gerekmeyen bir önemli ismi mezuniyet konuşması yapmak, yeni mezunlara çeşitli öğütler vermek üzere davet ediyor.
Aşağıda bu yıl, ünlü Yale Üniversitesi'nde yapılan mezuniyet töreninde konuşmak üzere davet edilen Oracle bilgisayar şirketinin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison'un şaşırtıcı, hatta şok edici konuşması var.
"Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın.
Ve şimdi şunu aklınıza koyun:
Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak.
Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız.
Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar.
Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey.
Ben, Lawrence 'Larry' Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?
Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim:
Çünkü ben, Lawrence 'Larry' Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz.
Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı.
Siz değilsiniz.
Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı.
Siz değilsiniz.
Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede hâlâ yoksunuz.
Hımmm... Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir.
O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin.
Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada: Terapi.
Bunların hepsi güzel şeyler.
Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve 'terapi'ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu.
İhtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten master sınıfından terk. Biraz geç kalmış anlayacağınız.
Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz: 'Yapabileceğim bir şey var mı? Bir umudum var mı?'
Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında değilsiniz.
Eveeet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.
Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek.
Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara.
Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem: Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın.
Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği..."